Sessiz Dil: İşaret Dili - İşaret Dili Akademi - Resmi Web Sitesi

Sessiz Dil: İşaret Dili

 İşaret dili işitme veya konuşma engellilerin aralarında iletişim kurabilmek için el hareketlerini, yüz mimiklerini,vücut dilini kullanarak oluşturdukları sessiz ve görsel bir dildir.Dünya sağlık örgütünün verilerine göre dünya nüfsunun yüzde 10 u engelli bireyler oluşturur.Türkiye özürlüler idaresi araştırmasına göre Türkiye nüfusunun yüzde 12 sini engelliler oluşturuyor.Malesef işaret dili ülkeden ülkeye hatta Türkiye’de dahi bölgesel farklılıklar gösteren bir gramer yapısına sahip bir dildir.İşaret dili kesinlikle evrensel bir dil değildir.Ülkemizde 3,5 milyon işitme engelli birey vardır.

 

 Osmanlı döneminde saraylarda sağır-dilsizler padişahın görüşmelerinde bulunurlar ve gizli evrakların taşınmasında görev alırlarlardı.Dilsizlere farsça kökenli olan ‘’bizeban’’ denirdi.Fatih sultan mehmed döneminde özellikle sarayda istihdam edilmeye başlandı ve saray da sessizlik hakim olduğu için saray ahalisi tarafından işaret dili bilinirdi. Sultan ikinci Osman (1618-1622) işaret dilini en iyi konuşan ve dilsizlere önem veren bir padişahtı. Sarayda onun döneminde 100 ü aşan sağır ve dilsiz görev yapmaktaydı.

 

1900’lerin başında Türk işaret dili tarihi izmir sağır dilsiz ve körler mektebini kurulmasını sağlayan izmirde yaşayan işitme engelli Musevi tüccar alber karmonadır.Zengin bir ailenin çocuğu olduğu için fransada işitme engelliler eğitimini alıp izmirde ilk sağırlar eğitim kurumunun kurulmasını sağlamıştır.1902 yılında II.Abdülhamit tarafından devlet eliyle yıldız sağırlar okulu kurulmuştur.

 

1922 yılında izmirde büyük millet meclisi himayesinde millet meclisi teşrifatçısı Sıtkı Baba’nın desteği ve fuat beyin girişimleriyle izmir sağır dilsiz ve körler müessesi kurulmuştur.sağır dilsiz ve körler müessesinin on beşinci yılı dolayısıyla 1938 yılında çıkarılan kitabın ön sözünde bu küçük müessese büyük bir varlığın eseridir,Cumhuriyet denilerek derneğin kuruluşunun 1923 yılında olduğu belirtilmektedir.Cumhuriyet döneminde ilk MEB destekli işitme engelliler okulu 1941 yılında İstanbulda Türkiye sağır dilsiz ve tesanüt derneği binasında sağır eğitimci Süleyman gök tarafından açılmıştır.1950 yılında İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır da olmak üzere toplam 4 adet sağır ve dilsiz okulu mevcuttur.fakat 1953 yılında işaret dilinin eğitimde kullanılması önerilmemiş,yasaklanmıştır.1988 yılında birleşmiş milletlerin engelliler ile aldığı kararla birlikte işaret dilinin varlığı tekrar kabul edilmiştir.

 En eski işaret olduğu kabul edilen TİD diğer işaret dilleri ile tarihsel olarak doğrudan ilişkili değildir. Kendine özgü yapısal özelliklere sahip bir işaret dilidir.TİD ilk çalışmasını 1995 yılında sözlük çalışması yapmıştır.2000 yılların başında TİD işaret diline önem vererek bilimsel çalışmalara başlamıştır.Ülkemizde 2005 yılında çıkarılan ‘’5378’’ sayılı Özürlüler Kanunu ile TİD serbest bırakılarak,bu konu ile ilgili çalışma yapma görevi Türk Dil Kurumuna verilmiştir.